GHA Güncel Haber Ajansı

Hrant Dink’in 10. Yıldönümü: Sonuçlanamayan Dava

Hrant Dink’in 10. Yıldönümü: Sonuçlanamayan Dava
Bu haber 19 Ocak 2017 - 14:48 'de eklendi ve 55 görüntüleme kez görüntülendi.

Hrant Dink suikasti 10 yıl önce bugün gerçekleşti. Tam 10 yıldır Ermeni gazeteci Hrant Dink, 19 Ocak’lar da öldürüldüğü yerde anılıyor. Sevenleri Hrant Dinki ölüm yıldönümünde yalnız bırakmıyor. Peki 10 yılda ne oldu ? Hrant Dink davası nasıl ilerliyor ? Davanın sonunda ne olacak ? İşte 10 yıllık Hrant Dink çıkmazı…

10 yıl önce bugün, Agos Gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink, Şişli’de ki Halaskârgazi Caddesi üzerinde bulunan Agos Gazetesi önünde uğradığı suikast sonrası hayatını kaybetti. 19 Ocak 2007’de işlenen bu suikastin faili Ogün Samast hala yargılanmaya devam etmekte. Suikastten sonra, açıklama yapan İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ”Bu iş örgüt işi değil, milliyetçi duygularla birkaç kişi tarafından işlenmiş” demişti. Peki bu ifadelerin nedeni nedir ?

 

DİNK, TÜRKLÜĞE HAKARETTEN 6 AY HAPİS CEZASI ALMIŞTI

Hrant Dink hakkında Anayasa’nın 301. maddesini ihlal etmekten davalar açılmıştır. Anaayasa’nın 301. maddesinde “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” belirlenmektedir.

MADDE 301.– Maddenin birinci fıkrasında, Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılamak, suç olarak tanımlanmıştır.

Peki Hrant Dink, bu suçla cezalandırılacak ne yapmıştı ?

Öncelikle 2002’de Urfada verdiği bir konferansta ” Ben Türk değilim Türkiyeliyim ve Ermeniyim ” dediği için Türklüğü Aşağılamaktan üç yıl yargılandı ve bu davadan beraat etti. Hrant Dink’in asıl yargılanmasına neden olan ve 6 ay hapis cezasına çarptırılmasını sağlayan olay ise şudur; Dink 13 Şubat 2004 tarihinde yayımladığı bir makalede, “Türk”ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur.”  ifadeinden kaynaklanmaktadır. Bu ifade nedeniyle anayasanın 301. maddesine göre ” Türklüğe Hakaret ” suçlamasıyla hakkında dava açılan ve aksi yönde bilirkişi raporu verilmesine rağmen 6 ay hapis cezası alan Hrant Dink’in cezası ertelendi. Dink, bu dava sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmaya hazırlanması sürerken, uğradığı suikastte hayatını kaybetti.

NEDEN SUİKASTE UĞRADI ?

Türkiye için tarihi öneme sahip bu suikastin nedeni günümüze kadar tartışma konusu oldu. 2007 yılının Temmuz ayında başlayan yargılama bugün halen sürmekte. Bir dava açılırken diğer dava kapanıyor, suikast FETÖ’ye kadar uzanıyor..

Katil zanlısı Ogün Samast suçlamaları kabul ediyor ve cinayeti, Hrant Dink’in Türkçülüğe olan bu hakaretleri yüzünden işlediğini söylüyor. Daha sonra ki duruşmalarda ise özellikle medya tarafından atılan Hrant Dink karşıtı manşetler nedeniyle, daha yaşı 17 olduğu için aklı selim kararlar veremediğinden ve kendisinin beyninin yıkandığından cinayeti bilinçsiz bir şekilde işlediğini ifade ediyor. Olay anında cinayetten vazgeçtiğini söyleyen Samast, o an ne yapacağını bilemediğini, önce yumrukla dövmeyi düşündüğünü sonra aklının karışıp cinayeti işlediğini belirtiyor. Cinayeti işlemesinde azmettiricilerinin rolünün büyük olduğunu söyleyen ve özellikle medyanın, Hrant Dink’in makalesinde yayımladığı o ifadelerden sonra Ermeni Gazeteci’ye linç kampanyası başlattığını hatta şuan Sözcü Gazetesi’nin yazarı Emin Çölaşan’ı şu ifadelerle suçlamakta:

“Peki beni bu sürece getirenler nerede, kim onlar? “Damarlarımda cahillik aktığı ilk gençlik yıllarında ben nereden bilirdim Agos Gazetesi’ni, nereden tanırdım Hrant Dink’i, Ermeni nedir, tarih nedir, hiç bilmezdim. Ortaokul mezunu yurdun çocuklarından bir tanesiydim. Benim de hayallerim vardı. Deniz kenarında gün batımını melisa düşleri eşliğinde karşılamak, yarimin karşısında terlemekti hayallerim. Dıştan açılan mavi çelik kapı, içten açılan demir parmaklıklı pencere, bir avuç gökyüzünü hapseden çelik teller eşliğinde yalnızlığın bile yalnız olduğu demir duvarları hayal etmiyordum. Ta ki eski sabıkalı, Yasin’in bana internetten gösterdiği manşetler ve okuttuğu yazılarla bana baskı oluşturarak beni sürüklediği kin ve nefret girdabında kaybolmamla başladı olaylar. Yaşarken tuz katmazlar aşına, methiyeler düzerler mezar taşına diyor Ziya Paşa, ‘vatan haini, utanmaz Ermeni’ diye manşetleri ben mi attım? Adamın yazdığı yazının bir bölümünü cımbızla alıp provokatörlük yapan ben miydim? Bu manşetler ve bu yazılar yüzünden mahkeme köşelerinde Dink’i ve Orhan Pamuk’u süründüren halkımızın önüne bunlar ‘vatan haini, devlet düşmanı, bizi küfreden bizi aşağılayan, bölmeye çalışanlar işte bunlar’ diye hedef gösteren ben miydim? Televizyon tartışmalarında parmaklarını sallayarak yok mu bunları vuracak vatan evladı diye içindeki nefreti kusan ben miydim? O manşetler atılmasaydı, Emin Çölaşan o yazıyı cımbızla çekip yazmasaydı bunların hiçbir yaşanır mıydı? Bunlar bilmezler mi yurdumdaki cahil ve milli duyguları kullanılmaya bu kadar açık olan gençlerimizden birinin bir kötülük yapacağını? Bilirler amaç da o zaten. Benim yaşımda 10 genci okutun o manşetleri, gösterin o yazıları, arkadan eski bir sabıkalı korkutsun gaza getirsin tümü benim yaptığımı yapar. Yapmadı mı ne çabuk unutuyoruz. Ben kurban oldum başkaları olmasın. Ben buradayım, bunları yazanlar nerelerde? Beni teşvik eden Emin Çölaşan nerede? Bu manşetleri atan gazetelerin yönetici ağabeyleri nerede? Bugün yalılarında Petrus Şarabı içip ruhlarındaki gestapoların onlara gösterdiği yeni hedef ve kurbanlarını arıyorlar. Emin Çölaşan’dan, bu manşetlerini atanlardan şikayetçiyim ‘Hrant için, adalet için’ diye bağıranlar bu sesimi duyun. O manşetleri döviz yapın onları taşıyın. Ben üzerime düşeni yaptım gözümdeki çöpü çıkarttım. Siz de çıkartın ifadelerimde söylüyorum. Onu gördüm vurmaktan vazgeçtim. İki yumruk atacaktım, aklıma Yasin geldi korktum, aklıma o manşetler, o yazılar geldi, ne yaptığımı dahi hatırlayamayacak hale geldim. Bugün olsa tartışırdım, konuşurdum, belki de ben haklı çıkardım. Ama o yazılar olmasaydı, bu yaşananlarda olmayacaktı. Özgür basın o günlerdeki manşetlerini bir hatırlayın, bir hatırlatın neden suskunsunuz. ‘Güvercin’ diye manşet atanlar değil miydi, vatan haini diye manşet atanlar. ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye döviz taşıyanlar o yazıları yazanlar değil miydi? Kin ve düşmanlığın kazanına odun taşıyanlar, bunları yazacak yok mu, bunları yargılayacak yok mu. ‘kral çıplak evet kral çıplak diyor’ bu çocuk. Bu manşetleri atanları, yazılan yazanları araştıracak yok mu? Asıl suçlu onlar, ben masumum. O mazlum, ben cezamı çekiyorum, ama o yazıyı yazan, o manşetleri atanlar asıl siz suçlusunuz. Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız.”

 

CİNAYET SONRASI OLAYLAR SİLSİLESİ ŞU ŞEKİLDE

Cinayet sonrasında ise günümüze kadar birçok karar verildi, bozuldu, tutuklamalar ve yargılamalar yapıldı fakat henüz davanın akıbeti sonuçlanmadı. İşte CNN Türk’ün yayımladığı günümüze kadar Hrant Dink olayları böyle gelişti;

  • 2007 Temmuz ayında davası başladı. 18 sanıklı ve 12 saat süren o ilk duruşmada tetikçi Ogün Samast, azmettirici Yasin Hayal, Hayal’in cinayetin planlayıcısı olarak suçladığı Erhan Tuncel de yargılananlar arasındaydı. Dink ailesinin avukatlığı için 500 avukat başvuruda bulunmuştu
  • 8 Ekim 2007’de savcılık soruşturma dosyasına ilişkin gizlilik kararı aldı. Böylece soruşturma dosyası dink ailesi avukatlarına da kapatılmış oldu.
  • Aynı günlerde Samsun ve Trabzonda da polis ve jandarma hakkında davalar açıldı. Ama İstanbul’daki davayla o davalar tüm taleplere rağmen birleştirilmedi.
  • Sonraki süreçte tetikçi Ogün Samast’ın dosyası, suçun işlendiği tarihte, 18 yaşın altında olduğu gerekçesiyle ayrıldı ve çocuk mahkemesine gönderildi. Samast, 25 Temmuz 2011’de, “Tasarlayarak adam öldürmek” ve “ruhsatsız silah taşımak” suçlarından 22 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.
  • 2012 yılında ise mahkeme cinayet için ‘örgüt yok kararı’ verdi. Yasin Hayal’e azmettirici olarak müebbet hapis cezası, Erhan Tuncel’e için ise beraat kararı verdi.
  • Aynı yıl devlet denetleme kurulu dink cinayeti ile ilgili raporunu yayınladı. O raporda Hrant Dink’in yaşam hakkının savunulmasında ağır kamu hizmeti kusuru var denildi.
  • 2013 yılında Yargıtay Dink davasında verilen kararları bozdu ve yargılama yeniden başladı. Yargılanma sırası bu kez kamu görevlilerindi.
  • 2104 Aralık ayında Fetullah Gülen cemaatine yönelik başlatılan soruşturmalar Dink cinayetine kadar uzandı. Aralarında Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer gibi isimlerinde bulunduğu emniyetçiler tutuklandı cezaevine konuldu.
  • 2015 yılında ise bu kez yargılanma sırası jandarna görevlilerine gelmişti. Başta dönemin Trabzon İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz olmak bazı asklerler hapis cezasına çarptırıldı.
  • 5 Eylül 2016’da cinayet gününe ait yeni görüntüler ortaya çıktı. O görüntülerde Ogün Samast’ın yalnız olmadığı, etrafta onu izleyen 6 jandarma istihbarat görevlisi vardı.

Etiketler :
İLGİLİ HABERLER