GHA Güncel Haber Ajansı

İki yılbaşı ve bir din

Güncel Haber Ajansı köşe yazarlarından olan Ressam Mustafa Günen, “İki yılbaşı ve bir din” başlıklı yazısını kaleme aldı.

İki yılbaşı ve bir din
Bu haber 30 Ocak 2017 - 14:51 'de eklendi ve 311 görüntüleme kez görüntülendi.

Dostlar bildiğiniz gibi, ben bir sanatçı sorumluluğuyla hem sanat hem de  sosyal konularda da yazıyorum. Bu konuları ele alırken gündemi değil olayların veya söylemlerin arkasındaki dayanak varsa onları dikkate alıyorum. Tümüyle rasyonel, objektif bir gözlem yapmaya gayret ediyorum. Dolayısı ile akla uygun, olması gereken ve insana yakışan neyse o sonuçları paylaşıyorum.

Bu yazıda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 30 Aralık 2016 tarihinde açıklanan yılbaşı kutlamaları ile ilgili talihsiz hutbeyi irdeleyeceğim. Peşin olarak şunu söyleyeyim hutbede ki yılbaşına ilişkin yorumlar tümüyle bilime akla dolayısı ile Kuran’a da aykırıdır.

Türkiye Cumhuriyeti 1926 yılında miladi takvime geçişinden itibaren aşırı muhafazakar kesim, dini gerekçelerle tepki göstermişti. Hala bu konu tartışılmaktadır. Önce yılbaşı konusunda her yerde kolayca ulaşabileceğiniz tarihsel bilgileri kısaca vereyim.

İnsanoğlu akıl yürüterek gelecek planı yapan bir varlıktır. Bu planları yaparken ihtiyacı olan zamanı tespit emek için bilinen noktaları baz alarak takvimler oluşturmuştur. Batı dünyası 16 yüz yıla kadar Jül Sezar tarafından M.Ö. 46 yılında kabul edilen Jülyen takvimini kullanmıştır. Daha sonra batı Papa XIII. Gregory tarafından yaptırılan Gregoryen takvimi 4 Ekim 1582’de kabul edilmiştir. Bu takvim; Milad’ı (Hz İsa nın doğumu) tarih başlangıcı ve Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüş süresi olan 365 gün 6 saatlik zamanı “1 yıl” olarak kabul eder. En önemli özelliği ise senede 10,8 saniye hata oranıyla en güvenilir ve hassas takvim olmasıdır. Onun içindir ki Miladi takvim Dünyada en yaygın olarak kullanılan takvimdir.

1926’dan önce bizde de kullanılan Hicri takvimde 12 ay bulunmaktadır. Hicri takvimi ayın döngüsüne göre hesaplandığı için, güneş döngüsüne bağlı Miladi takvimden yaklaşık 10 gün kısadır. Bu da yıllar geçtikçe Hicri takvimin farklı mevsimlere rast gelmesine neden olmaktadır. Onun için Ramazan ayı orucu yıllar içerisin de mevsimler değiştirir. Yani bu takvim Dünyanın 23 derece eğik olmasından kaynaklanan mevsimler ile iyi örtüşememektedir. Bu durumda tarım gibi doğaya bağlı gelecek planlarınızı aylara göre değil, mevsimlere göre yapacaksınız. Örneklersek, yaz ortasına gelen bir Ramazan bayramında gidip denize girebilirsiniz. Ancak bundan sonra her bayramda denize gireceğim diye plan yapamazsınız. Çünkü bayram, yıllar içerisinde mevsim değiştirecek ve kışa gelecektir. Fakat miladi takvimde böyle bir sorun olmaz. İşte tüm dünyanın miladi takvimi kullanmasının nedeni zaman ölçüsü birimi olarak mükemmel derecede mevsimsel şartlara uygun olmasıdır.

PEYGAMBERİMİZ VE MİLADİ TAKVİM

Eğer miladi takvim bizim Peygamberimiz zamanında olsaydı; Peygamberimiz, akla ve bilime en uygun olanı tercih etmek bir Kuran emridir deyip derhal ölçüde en doğru olan bu takvime geçerdi.

İKİ YILBAŞI BİR DİN

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca hazırlanan ve Türkiye genelinde camilerde okunan Cuma hutbesinde, yılbaşı kutlaması uyarısı yapıldı. Diyanet’in hazırladığı cuma hutbesinde, “Kendini ve yaratılış̧  gayesini unutarak, değerlerimizle örtüşmeyen, insan hayatına katkısı olmayan gayrimeşru tutum ve davranışlar sergilemek bir mümine asla yakışmaz” denildi. (30 Aralık 2016 CNN TÜRK)

Bir de eski diyanet işleri başkanının görüşüne bakalım.

Diyanet İşleri eski başkanı Ali Bardakoğlu, İslam dinin eğlenmeyi yasaklamadığını belirterek, ”Meşru ölçüler içinde, harama bulaşmadan, günaha bulaşmadan insanların doğumları, başarıları, mezuniyetleri, ev sahibi olmaları ve yeni bir yıla girmeleri kutlanabilir” dedi. (30 Aralık 2009 Haber7)

Görüldüğü gibi bir dinde çok çelişkili iki yılbaşı yorumu. Bu durumda normal inanan insanlar ne yapacak? Eski başkana güvenenler bir mahsur yokmuş diyerek, makul ölçülerde yılbaşını kutluyorlar. Yeni başkana güvenenler ise yeni yıl kutlamasını din dışı olduğunu düşünerek kutlamıyorlar. Bir kısmı da kutlayanlara tepki gösteriyor, müminliğe aykırı deyip feci eylemlere geçiyor.

DİNDE ÇELİŞKİ OLMAMALI

Yorumlara baktığınızda, eski başkan Bardakoğlu, dinin eğlenceyi yasaklamadığını belirterek yılbaşı gibi sevinçli günler makul sınırları aşmadan kutlanabilir demiştir. Ancak yeni diyanet yönetimi yılbaşı kutlamasının gayrı meşru olduğuna değerlerimize aykırı olduğuna ve müminliğe yakışmadığını ifade etmiştir. Neresinden başlayayım. Öncelikle, eğlenmek insani bir ihtiyaçtır. Günümüzde ki yaşam temposundan dolayı insan hayatına katkısı da çoktur. Bu bilimsel bir sonuçtur. Eğer kastedilen içki ve kumar ise bu yalnızca yılbaşında değil diğer 364 gün için de haramdır. Kaldı ki içki içenler, kumar oynayanlar; yılbaşını beklemiyor, zaten tüm yıl içerisinde yapıyorlar. Onun için bu bahane samimi ve mantıklı değildir.

Diyanet onca haksızlık, zulüm varken akıl dışı tartışmaları bırakmalıdır. Örneğin son zamanlar da sıkça duyduğumuz din eksenli kurumlarda çocuk tecavüz ve suiistimalleri hangi değerlerimize uygun? Tam tersi yapılması gerekirken, kurumlar zarar görür gerekçesi ile bu iğrenç olayları örtmeye çalışma tutumunun meşruiyeti nedir, hangi mümine yakışır. Bu çocuklara bademlik denir diye olayı sulandıranlar hocalar ne kadar mümindir. Bunları açıklasın. Diyanetin asıl görevi dine çok zarar veren bu tür olaylarla, kişilerle mücadele etmektir. Müminliğe yakışan asıl budur.

KENARDA GEZİP SOFRADA BULUNANLAR

Bir Cizvit papazı olan Gregorian Julien takviminin kendi zamanına kadarki sürede Ekinoks (gece ve gündüzün eşitliği) de 10 günlük sapma olduğu görmüş bunu düzeltmek için bilim adamlarıyla oturup hesap yapmış bu günkü miladi takvimi hazırlamış. Doğal olarak da izlediği Peygamber olan Hz İsa’nın doğumunu tarihin başlangıcı yapmış. Oysa ondan bin yıl önce gelen Kuran, güneş ve ayı zamanı tayin eden ayetler olduğunu bilgisini verir. Bir Müslüman din adamı da yılda on günlük mevsimsel sapmayı kafaya takmamış. Eğer taksaydı. Sonra da hatasız bir takvim hazırlayıp Peygamberimizin doğumunu da tarihin başlangıcı yapsaydı, Böylece biz bugün, bütün dünya birlikte onun doğumunu kutlar olurduk. Onun için eğer ben bir din adamı olsaydım, yılbaşını eleştirirken mahcup olur, başımı öne eğerdim.

YANKI

Gerçekte diyanet yukarıdan ne kadar makul izah ederse etsin aşağıda işin aslı başkadır. Halk içinde yılbaşı kutlamasına karşı olanların yıllardır kullandıkları argüman şudur; Yılbaşı gayri Müslimlerin, (hıristiyanların) noel papazının, kafirlerin adetidir. Onun için kutlamak dinimizce doğru değildir ve haramdır kutlayanlar cehenneme gider derler. Çocukluğumdan beri bunları duyarım.

PEYGAMBERLERE İMAN

Yılbaşı kutlamak din dışıdır diyenlere hep şu cevabı verirdim. “Yahu! Yılbaşını her dinden insanlarla birlikte dinsiz, ateist dahil tüm dünya yeni yıl olarak kutluyor. Üstelik Miladi takvimi yapan Papa Hristiyanların önemli bir olayını değil de Allah’ın peygamberi olan bizim de iman ettiğimiz Hz İsa’nın doğumunu takvimin başlangıcı yapmış. Hem peygamberlere iman ettim diyeceksiniz hem de bir peygamberin doğum günü olarak kabul edilen yılbaşını kutlamayı din dışı ilan edeceksiniz. Bu mantıksızdır. Eğer onun ümmeti kötü şekilde kutluyorlarsa siz iyi şekilde kutlayın! Böylece Hz İsa’yı, bir Peygamberi memnun edersiniz.” derdim.

İKİ YÜZLÜ SAMİMİYET

Eğer geleneklerimize uymayan gayrı müslim Hristiyan etkinliklerine karşı olmakta samimiyseniz, o zaman futbol, basketbol gibi sporlar da bizim geleneğimiz de yoktur. Gayri Müslimlerin oluşturup uyguladığı sporlardır. Bu sporların yalnızca kulübe, sporculara ve camiaya faydası vardır. Milyonlarca taraftara hem zaman hem de maddi zararı var. Hele bir de şampiyonluk varsa, günlerce sabahlara kadar yılbaşından çok daha coşkulu eğlenceler yapılır, içki ise gırla. Bu bağlamda eğer yılbaşına karşıysanız takım tutmanız da caiz değildir. Her neyse, bu gibi örnekler çoğaltılır. Demek ki insani sevinçlerde, eğlencelerde mümine yakışır davranmak zor.

YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ

Etiketler :
İLGİLİ HABERLER