GHA Güncel Haber Ajansı

Liyakat Beyler Liyakat!

M. Enes Kan’ın 23.01.2017 tarihli yazısı: Hak yerini ancak böyle bulur… Kısacası tekrar haykırıyoruz; ‘’liyakat beyler liyakat’’…

Liyakat Beyler Liyakat!
Bu haber 23 Ocak 2017 - 23:27 'de eklendi ve 99 görüntüleme kez görüntülendi.

Hepimizin malumu olduğu üzere ülkemiz 15 Temmuz’da, hain bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Emelleri uğruna cübbenin içine giren fetö mensupları, 15 Temmuz gecesi cübbenin üstüne giydikleri üniformalarla çıktı karşımıza. Amaçları netti. Ülkeyi karanlık bir kuyunun içine atmak. Senelerdir kurguladıkları senaryoyu hayata geçirerek, kanlı emellerine ulaşmak.

Fakat yüce Türk Milleti, gerek siyasileri, gerek milleti büyük bir mücadele örneği göstererek bu hainlere fırsat vermedi. Devlet Bahçeli olup, ‘’Siyasi Partiler demokrasilerin kalbidir’’ diyip, partisinde nöbet tuttu, Ömer Halisdemir olup, haini anlından vurdu, Metin Doğan olup tankın önüne yattı, milyonlar olup meydanları doldurdu. Yenikapı’da birlik ve beraberlik ruhu ortaya koyuldu. Yıllardır görmek istediğimiz görüntülerle, siyasi liderler tek bir ses olup teröre karşı dimdik durdu. Ülkemize karşı ihanet içerisinde olanların hevesleri bir kez daha kursaklarında bırakıldı.

Ardından temizlik operasyonları başladı, emniyette, askeriyede, yargıda, üniversitelerde, milli eğitimde… Yani  kısaca ülkenin en önemli yapı taşlarında, bu kurumlara bir şekilde sızmış yahut sızmasına göz yumulmuş, fetö mensuplarının temizlenmesine girişildi. Binlerce vatan haininin, Devletin en önemli kurumlarına yoğun bir şekilde yerleştiği, devletin en önemli mekanizmalarını ellerinde tuttuğu gözler önüne serildi.  Zaten hal böyle olmasa, bu terör örgütü bu kadar büyüyemeyecek, Devlete darbe yapacak kadar tehlikeli bir boyuta gelemeyecekti.

İşte bu noktada devlet büyüklerimizin birazcık düşünmesi gerekmektedir. Bu hainlerin bu denli büyük bir tehlike haline gelişinin sebebi nedir. Nasıl bu kadar güçlü bir hale gelmişlerdir?’’.  Yapılan hata açık ve net; liyakatsiz insanların, belli görevlere getirilmesi ve bu durumun bir kartopu gibi katlanarak büyümesi, önümüze bu denli büyük bir sorunu getirmiştir.

Peki bu hatanın bedellerini çok ağır bir şekilde ödemişken, hala ödemeye devam ediyorken, 15 Temmuz’dan bugüne, bu konuyla ilgili herhangi bir gelişme yaşanmış mıdır? O günden bugüne kadar yapılan rektör atamaları, akademisyen atamaları, memur alımları, liyakat ölçüsüne göre mi gerçekleşmiştir? Yoksa eskiden yapılmış olan adam kayırma, o’cu, bu’cu olması veya olmaması hala kriterler arasında mıdır?

Dilimiz döndüğünce bu sorulara cevap vermeye çalışalım. Hala liyakat ölçüsüne icabet edilmemiştir. Yapılan seçimleri kazandığı halde bile, Bir tane Ülkücü Akademisyen rektörlüğe atanmamıştır. Belediyede çalışan bir işçi sırf Muhsin Yazıcıoğlu portresi ile fotoğraf çekildiği için işten çıkarılmıştır. Akademisyen kadroları hala belli isimlere, belli isimlerin şartlarına göre açılmaktadır. Bir kuruma müracaat edildiğinde hala hangi siyasi partiye aidiyet duyduğu sorulmakta ve sorgulanmaktadır. Fetönün yerini dolduracak çeşitli tarikatlar çeşitli vakıflar türemektedir. Referans olarak bilmem hangi tarikata mensubiyet aranmakta, bilmem hangi vakfın imzası istenmektedir.

Devlet büyüklerimizden bir kez daha rica ediyoruz. Evet araştırın, herhangi bir terör örgütünün yanından bile geçmiş olanları bulun, cezalarını verin. Devletin damarlarından içeri sızmasına müsaade etmeyin. Fakat tek derdi vatan olan, millet olan, bu millete hizmet etmek olan gençleri, belli görüşlere sahip oldukları için eleyip, liyakatsiz fakat sizin görüşünüzde olduğu için belli yerlere getirmeyin. Siyasi görüşü ne olursa olsun, vatanını milletini seven, o işin ehli kimse o makamları onları getirin. Hak yerini ancak böyle bulur… Kısacası tekrar haykırıyoruz; ‘’liyakat beyler liyakat’’…

Etiketler :
İLGİLİ HABERLER