Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0,33
BIST 90.606
%0,11
Dolar 3,6374
%-0,03
Euro 3,9279
%0,13
Altın 145,61
REKLAM
Savaş ve Guernica
Güncel Haber Ajansı     19 Oca 2017 - 14:43

Savaş ve Guernica

Güncel Haberler

Yener Aksoy, Güncel Haber Ajansı çatısı altında “Guernica tablosu tüm dünyaya ders verdi” başlıklı yazısıyla köşe yazmaya devam ediyor.


İspanyol hükümeti, Paris’teki dünya fuarı için Pablo Picasso’dan bir tablo yapmasını istemişti. O sırada İspanya’daki hava saldırısından etkilenen Picasso, Guernica isimli tabloyu yaparak tüm dünyaya asla unutamayacakları bir ders verdi. Silahların, devlet stratejilerinin, güç gösterilerinin, o devasa cüsseli kendini tanrı zanneden insanların yapamadıklarını, küçük cüsseli bir ressam, fırçasıyla gerçekleştirdi. Savaşın tüm boyutlarını fırçasıyla haykırdı. Tablo bütün dünyadan beğeni toplarken, İspanyol hükümeti bu tabloyu bizzat Picasso’dan istedi. Picasso direndi “İspanya’ya demokrasi gelmedikçe, bu tabloyu İspanya’ya vermeyeceğim”.

ABD’de bir fuarda sergilenen tabloyu gören Nazi subayı, Picasso’ya dönerek “Bunu siz mi yaptınız?” dediğinde; Picasso tüm dünyaya vereceği derse, önceden hazırlanan çalışkan bir öğrenci gibi, tüm şiirlerini sevdiği kadına kızıp yakan bir şair gibi hiç duraksamadan cevap verdi “Hayır siz yaptınız”. İşte bu cevap ikinci dünya savaşının özetiydi.

Savaşlar çıkar, kadınlar ölür, çocuklar ölür, erkekler ölür. Galip görünse de iki taraftan biri, kazananı olmaz savaşların. Bir yerlerde birileri ölürken, bir kadın çocuklarının cesetleri başında ağıt yakarken, bir şair sol kolunu bir deniz savaşında kaybederken, birileri inatla bunu sizin adınıza yapıyoruz derler. Bir müzisyen ülkesinden kovulurken savaşa karşı olduğu için, bir yazar vatan haini ilan edilirken insanlar ölmesin diye haykırdığı için, birileri inatla bunu sizin adınıza yapıyoruz dediler. Bir çocuğun oyuncağını kaybetmesi gibidir savaşlar benim düşünceme göre.(bu kadar basite alma dediğinizi duyar gibiyim) bir daha hiçbir zaman sahip olamayacağı bir oyuncak değildir kaybedilen, bir daha asla yaşanmayacak olan kahkahalardır bir oyuncağı kaybetmek. Güven duyularak, arkasına saklanılan ağaçların, oyunun en heyecanlı anında, seni ele vermesidir bir oyuncağı kaybetmek, zamana yenik düşmek, hayallerini ederinden çok daha düşük fiyata bir tefeciye satmaktır bir oyuncağını kaybetmek.

Oysa bir yıkım üzerine kurulmamalı savaşlar. Savaşlar; Guernica’yı yaptıranlara karşı, savaşlar oyuncağını kaybeden bir çocuğun yeniden gülümsemesini engelleyenlere karşı, savaşlar yel değirmenlerine karşı yapılmalı.

Savaşlar; daha iyi yazabilmek, daha iyi çizebilmek, daha içten gülümseyebilmek üzerine kurulmalı. Bir metro seyahatinde, olması gerekenden çok daha kısa bir mesafede, olması gerekenden çok daha uzun bir zaman diliminde, olması gerektiği gibi yalnız gitarıyla ve yalnız, yalnızken söylenebilen bir şarkıyı seslendiren bir kadına rastladım. Kısa süre sonra homurdanmalar başladı, ön sıralarda oturan yaşlıca bir adam, kadının yüzüne dahi bakmaya gerek duymadan, arkasına dahi dönmeden “dünyada mısın” dedi sadece. Dünyada ol(a)mayan hangisiydi acaba? Dünya hakikaten bu kadar gri, resmi, ürkütücü bir yer miydi? Ben mi yanlış algılıyordum, yoksa sahiden dünya yaşamayı zorlaştıracak kadar, sistemli ritü-ellerden oluşan sıkıcı bir küre miydi? Coğrafyadan pek anlamam, ama bildiğim kadarıyla dünya, uzaydan görüldüğü kadarıyla kendine ait bir şekli olan gezegenlerden bir tanesidir sadece. Ne güzel bir anlatım değil mi? Kendine ait bir şekli, tıpkı insanlar gibi… Soruyorum o halde kendi kendime, aynı seyahat sırasında hangimiz dünyadayız. Müziğin sesine homurdananlar mı, kendi şarkısını, tüm seyahat arkadaşlarıyla paylaşan mı? Guernica’yı yaptıranlar mı yoksa fırçasını büyülü bir tabloya dönüştüren mi? Bu dünyaya şiirler okuyanlar mı, şarkılar söyleyenler mi, resimler yapanlar mı? Yoksa ölülerin üzerinden zafer nutukları atanlar mı? Gerçek bir şey var ki iki farkı dünya var aynı dünyada değiliz. İşte bu yazıda iki ayrı dünyanın özeti olsun. Ben inanıyorum, bir şiirin dünyayı değiştireceğine, şair ceketli çocuğa, Guernica’ya. İsteyen inansın, savaşlara, kahramanlık hikâyelerine, destanlara.

Guernica; ikinci dünya savaşının ardında gizlenen tüm gerçekleri, adeta bir turnusol kâğıdı görevi üstlenerek gözler önüne serdi, bugün bile haykırmak istediğimiz ne çok şey vardır. Bu savaş mutlaka bitecek hiçbir şey ölümsüz olmadığı gibi savaşlarda ölümsüz değildir. Mutlaka bu savaşların, katliamların şiirlerini yazacak, resimlerini yapacak çocuklar çıkacaktır karşınıza, şimdi siz Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de Arakan’da herhangi bir alıveriş esnasında yahut nöbetinin son saatlerinde sabah yapacağı kahvaltıyı yahut çocuğunun kapıda ki gülümsemesini düşünen babalarını öldürdüğünüz, kendi ülkesinden kovduğunuz çocukların gözlerine bakarak Hayır bu tabloyu ben yaptım diyebilecek misiniz?

Köşe Yazarı : Tüm Yazıları
Yener Aksoy
Trabzonlu olan Yener Aksoy eğitimlerini tamamladıktan sonra Medya Takip Merkezi'nde çalışmaya başladı. Siyasetle yakından ilgileniyor. Güncel Haber Ajansı'nda günlük ve haftalık köşe yazıları kaleme alıyor.